Ceza Muhakemesi Kanunu’nun 253 ve devamı maddelerinde uzlaştırma kurumuna ait düzenlemelere yer verilmiştir. Madde başlığı uzlaşma iken 24.11.2016 tarihinde yapılan değişiklikle uzlaştırma olarak değiştirilmiştir. Eski başlığın da alışkanlık olarak kullanılmaya devam ettiği görülmekle uzlaşma ile uzlaştırmanın aynı anlama geldiğini belirtmek gerekir. Uzlaştırma kurumu, uyuşmazlığın yargı dışı yolla ve fakat adli makamlar denetiminde çözümlenmesini amaçlayan bir yöntemdir. Uzlaşma; bu kapsama giren suçlarda, fail ve mağdurun suçtan doğan zararın giderilmesi konusunda anlaşmalarına bağlı olarak, devletin de ceza soruşturması veya kovuşturmasından vazgeçmesi ve suçun işlenmesiyle bozulan toplumsal düzenin barış yoluyla yeniden tesisini sağlayıcı nitelikte bir hukuksal kurumdur. CMK’nın 253. Maddenin gerekçesinde kuruma dair aşağıdaki ifadelere yer verilmiştir:
Suç mağdurlarına karşı ceza adalet sisteminde onların yararlarını korumak amacını güden bir duyarlılığın gittikçe güçlenerek ortaya çıktığı görülüyor. Bütün dünyada olduğu gibi ülkemizde de bugüne kadar mağdurlara karşı gösterilen özel dikkat sadece bazı adam öldürme, terör ve örgütlü suçlarda ve cezaların ertelenmesi gibi bazı kurumlar yönünden söz konusu olabiliyordu. Oysa bugün Batı ülkelerinde özel kanunlarla suç mağdurlarına veya ailelerine devletin tazminat ödemesi bile öngörülmektedir. XXI. Yüzyıl adalet sistemi, ceza adaleti yerine getirilirken, mağdurun tatmin edilmesini de ön plâna çıkarmış bulunmaktadır: Suça karşı sadece ceza yaptırımı yeterli değildir; zararın giderilmesi ve onarım en başta gelen amaç sayılmalıdır. İşte böylece uzlaşmanın hedefi suçun işlenmesinden sonra fail ve mağdur arasında meydana gelen çekişmeyi, hâkim veya Cumhuriyet savcısının ya da onların atayacakları bir uzlaştırmacının girişimleriyle çözmek hem adaleti sağlamak ve hem de mağduru tatmin etmektir. Böylece zarar giderilince fail ile mağdur arasında barış sağlanabilecektir. Gerçi uzlaşma dışındaki bir kısım yollarla da tazminatın sağlanması olanağı vardır. Ancak uzlaşma kurumunda zararın giderilmesi onarım yanında ayrıca bir moral unsurun da sağlanmasını olanaklı kılmaktadır. Uzlaşma böylece özel önleme işlevine yardım ettiği gibi genel olarak kamunun yararlarının korunmasını da sağlamaktadır. Uzlaşma ile fail işlediği suçun sorumluluğunu kabul edip üstlenerek, suçun sonuçlarını da gidererek toplumla yeniden bütünleşme olanağını elde etmiş olmaktadır. Failin ceza sorumluluğu saptanıp zararın giderilmesi için gereken de yapılmış bulunacağından hem adalet yerine getirilmiş olacak, fiille ihlâl edilmiş olan hukuk kurallarının geçerliliği vurgulanacak ve dolayısıyla kamusal barışın yeniden kurulmasına hizmet edilecek ve ayrıca devlet, yaptırım uygulamak yönünden katlanacağı birçok masraftan da kurtulmuş olacaktır. Bu çeşit uygulamalara “onarıcı adalet” denilmektedir.

Belirtmek gerekir ki, uzlaştırma hükümleri hem soruşturma hem kovuşturma aşamasında uygulama alanı bulacaktır. Yukarıdaki açıklamalar ve hükmün gerekçesinde belirtildiği üzere Ceza Hukuku toplumsal barışı tesis etme amacı taşır. Bu amacı gerçekleştirmek uğruna kanunda cezalar belirlenmiştir. Fakat hangi davranışın suç sayılacağı ve yaptırımının ne olacağı kanun koyucunun takdirindedir. Ceza siyaseti gereğince bazı suçlar bakımından daha hafif yaptırımlar öngörülmesi amaçla uyuştuğu ölçüde hukuka uygun kabul edilmelidir. Zira ceza siyaseti de hukuk devleti ilkesine uygun yürütülmelidir. Modern ceza hukuku cezaya alternatif seçenekler belirlemeye çalışmaktadır. Özellikle basit suçlarda yargılama olmaksızın alternatif çözümlerin gündeme getirilmeye çalışıldığı görülmektedir. Avrupa Konseyi Bakanlar Komitesi’nin R18 numaralı tavsiye kararı da bu yöndedir.
UZLAŞTIRMA ŞARTLARI
Uzlaştırma kurumu kural olarak şikâyete tabi suçlar bakımından öngörülmüştür. Fakat şikâyete tabi olmayan bazı suç tipleri bakımından da uzlaştırma hükümleri uygulanabilir. Şayet suç şikâyete tabi bir suç ise uzlaştırma hükümlerinin uygulanabilmesi için şikâyet şartının gerçekleşmiş olması gerekir. Aksi halde uzlaştırmaya başvurulamayacaktır.
CMK’nın 253/8. Maddesinde yer alan “Uzlaşma teklifinde bulunulması veya teklifin kabul edilmesi, soruşturma konusu suça ilişkin delillerin toplanmasına ve koruma tedbirlerinin uygulanmasına engel değildir.” Şeklindeki hüküm gereğince yeterli şüphenin bulunmadığı durumlarda uzlaştırma yapılamaz.
Cumhuriyet savcısı ancak yeterli şüphenin varlığı halinde dosyayı uzlaştırma bürosuna gönderebilir. Yeterli şüphenin bulunmaması daha önceki incelemelerimizde belirttiğimiz üzere KYOK kararı verilmesini gerektirir. Dolayısıyla uygulayıcıların titiz davranması gerekecektir. Suç tipi uzlaştırma kapsamında kalıyor diye hiçbir araştırma yapmadan uzlaştırma bürosuna başvurmak son derece yanlıştır.
UZLAŞTIRMA KAPSAMINDAKİ SUÇLAR NELERDİR?
Öncelikle uzlaştırma kurumunun gündeme gelebilmesi için Türk Ceza Kanunu ve bazı özel kanunlarda açıkça düzenlenmiş bir suç tipinin varlığı aranır. Bu suçlar genellikle şikâyete tabi suçlardır. Fakat bazı suçlar bakımından şikâyet şartı aranmayacaktır.
Türk Ceza Kanunu’nda Yer Alan Uzlaşmaya Tabi Suçlar:
- Kasten yaralama suçu (üçüncü fıkra hariç, madde 86; madde 88),
- Taksirle yaralama suçu (TCK madde 89),
- Tehdit suçu (TCK madde 106/1)
- Konut dokunulmazlığının ihlali suçu (TCK madde 116)
- İş ve çalışma hürriyetinin ihlali suçu (TCK madde 117/1 madde 119/1c)
- Hırsızlık suçu (TCK madde 141, 144/1, 167/2)
- Kişilerin huzur ve sükununu bozma suçu (TCK madde 123/1)
- Hakaret suçu (TCK madde 125/1,2,3-b,c)
- Kişinin hatırasına hakaret suçu (TCK madde 130/1,2)
- Haberleşmenin gizliliğini ihlal suçu (TCK madde 132/1,2,3)
- Kişiler arasında konuşmaları dinleme ve kayda alma suçu (TCK madde 133)
- Özel hayatın gizliliğini ihlal suçu (TCK madde 134/1,2)
- Mala zarar verme suçu (TCK madde 151)
- Hakkı olmayan yere tecavüz suçu (TCK madde 154)
- Güveni kötüye kullanma suçu (TCK madde 155)
- Bedelsiz senedi kullanma suçu (TCK madde 156/1)
- Dolandırıcılık suçu (TCK madde 157/1, 159/1)
- Kayıp veya ele geçen eşyayı tasarruf suçu (TCK madde 160/1)
- Suç eşyasının alınması veya kabul edilmesi suçu (TCK madde 165)
- Açığa imzanın kötüye kullanılması suçu (TCK madde 209/1)
- Aile hukuku yükümlülüğünün ihlali suçu (TCK madde 233/1)
- Çocuğun alıkonulması suçu (TCK madde 209/1)
- Ticari sır, bankacılık sırrı veya müşteri sırrı niteliğindeki bilgi veya belgelerin açıklanması suçu (TCK madde 239/1,2,3)
Özel Kanunlarda Yer Alan Uzlaşmaya Tabi Suçlar - 6750 sayılı Ticari İşlemlerde Taşınır Rehni Kanunu’nun 16/1. Maddesinde yer alan suç
- İcra ve İflas Kanunu’nun 331/1,2,3,4- 332/1,2-333a/1,2-334-337/a/1- 338/1- 345/a maddelerinde yer alan suçlar,
- 5846 sayılı Fikir ve Sanat Eserleri Kanunu’nun 71 ve 72. Maddelerinde düzenlenmiş suçlar,
- Türk Ticaret Kanunu’nun 62/1-a,b,c,d maddesinde yer alan haksız rekabet suçu,
- Karşılıksız çek düzenleme suçu,
- 1163 sayılı Kooperatifler Kanunu’nun 25. Maddesinde düzenlenen suç,
- Sınai Mülkiyet Kanunu’nun 30. Maddesinde yer alan suç.
